Gaib-gaibe muhatab muhataba mütekellim nedir ?

Emir

New member
Evet.

Arapça burada küçük bir tebessümle:

“Evet, ama başka bir sen.”

diyor.

Çünkü dil, “sen” dediğimiz kişinin cinsiyetini de fiil ve zamir sisteminde gösterebilir.

Erkekler Çözüm Odaklı, Kadınlar İlişki Odaklı mı?

Burada konu biraz günlük hayata kayınca eğlenceli bir soru çıkıyor:

“Erkekler çözüm odaklı, kadınlar empatik ve ilişki odaklıdır” demek doğru mudur?

Bu cümleyi mutlak bir gerçek gibi almak doğru olmaz. İnsan davranışlarını yalnızca cinsiyet üzerinden açıklamak fazlasıyla basitleştirici olur. Ancak örnek karakterler oluştururken farklı iletişim tarzlarını göstermek için bu iki yaklaşımı çeşitlendirilmiş karakterlerle ele alabiliriz.

Mesela Mehmet teknik sorunları çözmeyi seven bir mühendis olsun.

Zeynep ise ekip içerisindeki iletişim sorunlarını fark etmeye yatkın bir proje yöneticisi olsun.

Mehmet'in refleksi:

“Problemin kaynağını bulalım.”

Zeynep'in refleksi:

“Önce insanların neden bu kadar gerildiğini anlayalım.”

Biri çözüm haritası çıkarıyor, diğeri ilişkinin haritasını çıkarıyor.

Fakat bir de Ayşe var. Yazılım geliştiriyor ve toplantıda doğrudan çözüm öneriyor.

Bir de Murat var. İnsan kaynaklarında çalışıyor ve herkesin ne hissettiğini anlamaya çalışıyor.

Dolayısıyla mesele erkek-kadın karşıtlığından çok kişilik, meslek, deneyim ve iletişim alışkanlıkları üzerinden okunabilir.

Gramer açısından ise Mehmet'in erkek, Ayşe'nin kadın olması onların mütekellim veya muhatap olmasını belirlemez.

Kim konuşuyorsa mütekellim.

Kime konuşuluyorsa muhatap veya muhataba.

Kimden söz ediliyorsa gaib veya gaibe.

İşin matematiği bu kadar.

Peki “Gaib” Neden İlginç Bir Kavram?

Çünkü iletişimde görünmeyen kişiyi gösteriyor.

Bir arkadaş grubunda Ahmet yokken:

“Ahmet bugün gelemedi.”

dediğimiz anda Ahmet konuşmanın merkezinde olabilir ama fiziksel olarak konuşmada değildir.

İşte gaib kavramı tam olarak böyle bir iletişim mesafesini ifade eder.

Daha ilginci, belagat açısından kişi zamirlerinin değişmesi yalnızca mekanik bir işlem değildir. Arap belagatında iltifât adı verilen anlatım tekniğinde birinci, ikinci ve üçüncü şahıslar arasında geçiş yapılabilir. Akademik çalışmalarda muhataptan gaibe, gaipten mütekellime ve benzeri geçişlerin anlatım üzerinde farklı işlevler oluşturabildiği ele alınmaktadır. DergiPark

Yani bazen anlatıcı “sen” derken bir anda “o” diyebilir.

Bu, sadece gramer değişikliği değildir; anlatımın perspektifini de değiştirebilir.

Bir insanla doğrudan konuşmak başka bir psikolojik mesafe oluşturur:

“Sen bunu yaptın.”

Ama onu üçüncü şahıs olarak anlatmak:

“O bunu yaptı.”

şeklinde farklı bir anlatım mesafesi oluşturur.

İşte dil burada yalnızca bilgi taşımaz; bakış açısı da taşır.

Gaib-Gaibe, Muhatap-Muhataba, Mütekellim İçin Mini Hafıza Formülü

Konuyu sınavdan önce hatırlamak isteyenler için çok basit bir yöntem var.

Cümleye bak ve üç soru sor:

1. Kim konuşuyor?

Cevap “ben/biz” ise → Mütekellim

2. Kime konuşuluyor?

Erkekse → Muhatap

Kadınsa → Muhataba

3. Kimden bahsediliyor?

Erkekse → Gaib

Kadınsa → Gaibe

Mesela:

“Ben sana onun hakkında bir şey anlatacağım.”

Burada:

Ben → mütekellim

Sen → muhatap/muhataba

O → gaib/gaibe

Cümle bir anda küçük bir tiyatro sahnesine dönüşüyor.

Sahnenin anlatıcısı mütekellim.

Karşıdaki seyirci muhatap.

Sahnede bulunmayan ama hakkında konuşulan karakter ise gaib.

Biraz teatral bakınca ezberlemek de kolaylaşıyor.

Asıl Mesele Ezber Değil, Perspektifi Değiştirmek

Bu terimleri öğrenirken en sık yapılan hata, onları birbirinden kopuk kelimeler olarak ezberlemektir.

“Gaib neydi?”

“O.”

“Muhatap?”

“Sen.”

“Mütekellim?”

“Ben.”

Sonra sınavda fiilin çekimi gelince bütün sistem bir anda buharlaşır.

Bunun yerine cümleyi bir iletişim sahnesi gibi düşünmek daha kullanışlıdır.

Ben konuşuyorum.

Sen beni dinliyorsun.

O ise bizim hakkımızda konuştuğumuz kişi.

İletişimin üç temel kamerası var:

Birinci kamera konuşanın üzerinde.

İkinci kamera dinleyenin üzerinde.

Üçüncü kamera konuşmanın konusunun üzerinde.

Arapça bu kameraların hangi kişiyi gösterdiğini gramer açısından oldukça sistemli biçimde işaretler.

Bu nedenle gaib-gaibe, muhatap-muhataba ve mütekellim kavramlarını yalnızca “Arapça dersinde çıkacak kelimeler” olarak görmek biraz haksızlık olur.

Bunlar aslında dilin perspektif sistemidir.

Forumun Asıl Sorusu: “Ben” Nerede Başlıyor, “Sen” Nerede Bitiyor?

Konunun en düşündürücü tarafı belki de burada.

Bir insan “ben” dediğinde kendi deneyimini merkeze alır.

“Sen” dediğinde karşısındaki kişiye yönelir.

“O” dediğinde ise bir başkasını konuşmanın nesnesi hâline getirir.

İletişim sırasında bu üç perspektif arasında sürekli hareket ederiz.

Bazen çözüm üretmeye çalışan Mehmet:

“Önce sorunu çözelim.”

der.

Bazen ilişkiyi önemseyen Zeynep:

“Önce birbirimizi anlayalım.”

der.

Bazen Ayşe doğrudan konuşur:

“Bunu birlikte değerlendirelim.”

Bazen Murat kimsenin söylemediği bir şeyi fark eder:

“Burada asıl mesele ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz.”

Dört farklı insan, dört farklı iletişim biçimi…

Ama gramer açısından hepsi aynı temel soruların içine girer:

Kim konuşuyor? Kime konuşuyor? Kimden söz ediliyor?

İşte mütekellim, muhatap, muhataba, gaib ve gaibe kavramlarının özü budur.

Sonuçta dilbilgisi bazen sandığımızdan daha insani bir şeydir. Çünkü her cümlede küçük bir ilişki haritası gizlidir.

“Ben” vardır.

“Sen” vardır.

Bir de konuşmanın dışında duran “o” vardır.

Ve belki de dil öğrenirken kendimize sormamız gereken en güzel soru şudur:

Bir cümlede “ben”i doğru bulduğumuzdan emin miyiz, yoksa karşımızdaki insan çoktan “sen” olmaktan çıkıp yalnızca “o” hâline mi geldi?

İşte Arapçanın gaib, gaibe, muhatap, muhataba ve mütekellim ayrımı; yalnızca bir çekim tablosunu değil, konuşmanın yönünü ve perspektifini de görmemizi sağlar. Arapça gramer kaynaklarında bu kategorilerin fiil ve zamir çekimlerinin temel parçaları olarak ele alınmasının nedeni de budur. MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü+1
 
Üst